20 Şubat 2017 Pazartesi

Önce kediler ve köpekler


Belli! İyi bir şeylere ihtiyacı var insanların,
tarihin ve de ülkenin.

Mesela “Gözün aydın, gözümüz aydın!” denmesine ihtiyaç var.
Ya da “Meraklanma, çok çekmedi. Kurtuldu sonunda!” denmesine.
Ama sanırım en çok “Yok canım; öyle uzun boylu değil işte. Bitti, gitti! Haydi içini ferah tut sen!” sözlerini duymaya ihtiyaç var.
Kim bilir belki de birisinin “Müjdemi isterim!” diye açık kapıdan kafasını uzatmasına
ve sevinçle içeriye dalmasına ihtiyaç var.

Belli! İyi bir şeylere ihtiyacı var insanların
ve de kedilerin.

Mesela “Ne atılması oğlum! Geride kaldı o işler” diye ferah bir pencere önünde sigara tüttürmeye ihtiyaç var.
Ya da tüm telaşların geride kalmasına ve bir göl kenarında çimenlere uzanıp baharın tadını çıkarmaya ihtiyaç var.
Ama hepsinden önce şöyle hiç korkmadan geniş geniş konuşabilmeye ihtiyaç var.
Kim bilir, belki de birisinin dost eline ihtiyaç var.
Ve “Buraya kadardı işte. Artık sıkıntı yok!” diye haber getirmesine.

10 Şubat 2017 Cuma

Temize çekilmiş şarkılar


Bir zamanlar yıl sonlarında o yıl kulağımın pasını gideren sesleri temize çekiyordum. Bir tür liste hazırlıyordum yani. Son yıllarda ise bir şekilde bu listeleme, yılın müzikal izlerinin temize çekme işini yapamamıştım. İşte aksatmış olmanın da ukdesiyle bu yıl hazırlıklara önceden başlamıştım. Yılbaşından önce ya da hemen sonra müzikal izlerim derleyip toparlayacaktım. Ama hayat işte! Dinlediklerimi, kulağımdan çıkmayan albümleri ve aklımda kalan şarkıları Aralık ayının son haftasına yine yetiştiremedim. Araya tabii ki bireysel ve toplumsal bir dolu garabet de girince benim temize çekme meselesi yine yılbaşı sonrasına ve hatta Şubat ortasına kaldı. Eh, ne yapalım! Hiç yoktan iyidir.

Tabii ki bu liste keyfe keder; daha doğrusu dünlerin köpüğü kıvamında. Hayat meşgalesi nedeniyle onu, bunu ve de şunu çok yakından takip ettiğimi söyleyemem. Buraya depoladığım albümler bir şekilde denk gelen, günlerimin parçası haline dönüşen ve baştan sona içime işleyen albümler. Bir de şarkılar var. Yolda, bir mekanda, arkadaş tavsiyesiyle falan denk geldiğim şarkılar. Bazısının öbür şarkılarını da merak ettim ve dinledim ama ilgim, merakım birer albüm boyutuna varmayınca içinde yer aldıkları albümler de günlerimin parçası haline gelemedi. Ama onlardan da bir kuple koydum aşağıya. Tabii ki 2016 şarkılarının tamamı burada yer alıyor.

21 Ocak 2017 Cumartesi

Geçmişin gölgesi


Belki daha önce yazmalıydım, mesela geçen hafta. Mektubunu aldıktan hemen sonra. Ama yazamadım işte. Bir süre düşünmem gerekti.

Mektubun geldiğinde ben de tam o günleri, geçmişi düşünüyordum. Ne de çabuk geçti zaman! Hayat, bir yerden sonra yokuş aşağıymış değil mi?

Şimdi düşünüyorum da altı üstü üç yılmış o günlerimiz. Takvimlere yeniden ve yeniden bakıyorum ama işte tam o kadarmış.

Şimdi üç yıl ne kadar da kısa geliyor. Üç yıl ne ki şimdilerde!

Ama işte o zamanlar, üç yılı geçtim bazen tek bir günün içine koca bir hayat sığıyordu. Ertesi sabah yeni bir insan olarak uyanıyorduk, yeni insanlar olarak çıkıyorduk sokaklara, yeni bir insan olarak bakıyorduk dünyaya. Bazen tek bir paragrafla, tek bir şarkıyla değişiyordu dünya. Değişiyordu hayat. Biz değişiyorduk.

Bazen tek bir kelimenin bile bizi değiştirdiği oluyordu, değil mi?

Hani demişsin ya “anlık duygusal bir çıkış değil sanırım bu. Zaman zaman nüksediyor çünkü. Ama yazmasam geçer giderdi eminim. Telefon edip söylemeye bile üşenirdim...” İyi ki yazmışsın. Sağolasın.

O günleri düşününce şiirler geliyor aklıma. Brecht ve Nâzım. Bir de Mayakovski. Ve tabii ki Yesenin’le Yevtuşenko: “Gençlere yalan söylemek suçtur” diyen Yevtuşenko’ydu değil mi? Yesenin ise “Elveda dostum” demişti. Ardından Mayakovskiasıl güç olan yeni bir hayata başlamak” demişti. Şimdi anladım ki “şu yaşamda en kolay işmiş” yaşarken ölmek.

Biz öyle olmadık, değil mi? Yaşayan ölüler olmadık değil mi?

Hep bir ağızdan şiir okuyanlar var mıdır yine? Unutmam, basamakları satır satır, mısra mısra hep beraber inişimizi. Hep bir akıldan sorular soranlar var mıdır? Unutmam, kitapları satır satır anlamaya çalışmamızı. Ne çok konuşurduk! Ne çok okur, ne çok yürür ve ne de çok düşünürdük!